Dr. Hasan Yalçın, YMM, E. Hesap Uzmanı
Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin 1’inci bendinde
ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel
giderlerin indirim konusu
yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Genel giderlerin temel özelliği
işletmenin tamamını ilgilendiren giderlerdir. Başka bir ifadeyle ticari
organizasyona bağlı giderlerdir.
Esas itibariyle GVK’nın 40’ıncı maddesinde yer alan
masrafların hemen hemen tamamı genel gider mahiyetine sahiptir. Fakat kanun
koyucu adı geçen maddenin birinci bendinde “ticari kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler” düzenlemesini yaptıktan sonra takip eden bentlerde bazı
giderlere ilişkin özel düzenlemelere yer vermiştir. Bu sistematiğin iki
mantıklı açıklaması olabilir.
Bunlardan
birincisi GVK’nın 40’ıncı maddesinin
2 sayılı ve müteakip bentlerde yazılı masraf çeşitleri birer birer sayılmamış
olsaydı bunlardan bir kısmının ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate
alınıp alınmayacağı ihtilaf konusu olabilirdi. İkinci
neden ise bazı masraflar bu bentlerde ayrıca
düzenlenmekle bunlara bazı hudutlar getirilmesine olanak sağlanmıştır.
Kanun maddesinin düzenleniş şeklini esas alırsak bu bend kapsamında değerlendirilecek giderler personel ücretleri,-sigorta bedelleri,kiralar, kırtasiye ve büro giderleri, temsil ve ağırlama giderleri, finansman giderleri (maliyet bedeli kapsamı dışında kalanlar) posta giderler ,büroya ait enerji ve telefon giderleri olarak sayılabilir.
Bu gider örneklerini artırmak mümkündür. Ancak bu aşamada
yapılan her türlü genel giderin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Kanun
koyucu bu konuya ilişkin sınırlamayı yine ilgili bendde “ticari
kazancın elde ettirilmesi ve idame ettirilmesi” ibaresi ile sağlamıştır.
Bir giderin ticari kazancın elde edinilmesi ve idame
ettirilmesi ile ilgili olup olmadığını belirlemek bazı durumlarda güç
olmaktadır.
Bu nedenle anılan bend uygulamasında bazı temel ölçülerin
esas alınması zorunluluktur.
Giderle Kazancın Elde Edilmesi veya İdamesi Arasında İlliyet İlişkisi Bulunup Bulunmadığı Her şeyden önce yapılan bir giderin genel gider olarak dikkate alınması için, gider ile kazancın elde edilmesi veya idamesi arasında açık bir illiyet bağı olması gerekmektedir. Bu yaklaşım tarzı ile işletme içinde yapılan her türlü giderin kazanç elde etme veya onun idamesi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Fakat bu noktada sözkonusu lafzın dar bir şekilde yorumlanması gerekliliği vardır.
Bir genel giderin indirim konusu yapılabilmesi için
kazancın elde edilmesi veya onun idamesi ile olan illiyet
bağının direkt ve etkisinin görülebilir olması gerekmektedir.
Dikkat edileceği üzere bu husus işletmeden işletmeye
farklılık arzedecektir. Bir sektör kolunda indirimi kabul edilen bir giderin
diğer bir sektörde kabul edilmemesi mümkün olabilecektir. Ayrıca
yine anılan giderin tutarı ile işletmenin hacmi arasında da bir oran olması
gerekmektedir.
Danıştay 4. Dairesi
tarafından verilen 24.01.1996 tarihli karar bu konuda dikkat çekicidir. Bizce
hatalı olan kararın özeti aşağıdaki gibidir. “Şirketin ortaklarının kendilerine ait
ve işle ilgili olmayan yeme içme ve içki eğlence ile turistik yerde konaklama
bedelinin gider yazılması şirketin yüksek cirosu içinde giderin çok cüz’i
kalması nedeniyle, kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan
zaruri gider olarak kabulü gerekir.” (Dnş. 4. Daire, 24.01.1996 Tarih ve Esas No.
1995/1907, Karar No. 1996/168)
Yapılan
Giderin Maliyet Unsuru Olmaması Gerektiği; Bazı giderler
maliyetin bir unsuru olup maliyet bedelinin tespitinde dikkate alınmaktadır. Bu
nedenle bir giderin genel gider niteliğine sahip olması için herhangi bir
iktisadi kıymetin maliyet bedelini oluşturan unsurlardan olmaması
gerekmektedir.
Giderin
Kazancın Elde Edilmesi İçin veya Gelir Harcaması Çerçevesinde Yapılması Yapılan giderin “keyfilik” unsuru taşımaması gerekir. Sözkonusu bu keyfiliğin
mevcudiyeti daha önce belirttiğimiz orantısızlık yolu ile de tespit edilebilir.
Yapılan harcamanın keyfilik taşıyıp taşımadığı işletme ölçülerine göre
belirlenecektir. Uluslararası ticaret yapan ve binlerce personelin istihdam
edildiği bir firmadaki genel gider ölçüleri ile, küçük ve orta ölçekli bir
işletmedeki genel gider ölçüleri birbirinden farklı olması doğaldır.
Yargı mercilerince verilen kararların bir çoğunda giderin indirim niteliğine sahip olup olmadığı “keyfilik” unsuru dikkate alınarak belirlenmektedir. Keyfilik unsuru için belirttiğimiz bu yaklaşım tarzı aynı zamanda “mecburilik” unsurunun da aranması veyahutta sadece mecburilik vasfı nedeniyle bir harcamanın indirilebilecek gider olarak dikkate alınmasını beraberinde getirmektedir.
Yapılan
Gider Karşılığında Maddi veya Gayri Maddi Bir Kıymet İktisap Edilmemiş Olması Yapılan harcamanın genel giderler kapsamında
değerlendirilebilmesi için aranan diğer bir şart bu harcama ile gayrimaddi bir
hak veyahutta maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerektiğidir.
Vergi Usul Kanunu’nun 313’üncü ve 326’ıncı maddeleri hükmü
uyarınca değeri belirli bir tutarı aşan peştemallıklar ve iktisadi kıymetler
amortisman mevzuna girer ve amortisman yolu ile itfa edilirler. (Bu
tutar 2020 yılı için 1.400 TL’dir)
Giderin
Tevsiki ve Dönemsellik İlkesi
Yapılan bir harcamanın genel gider olarak dikkate
alınabilmesi için aranan şartları yukarıdaki
bölümlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Söz konusu şartlar
incelendiğinde bu şartların hepsinin yapılan harcamanın niteliğini belirlemeye
yönelik olduğunu görebiliriz.
Ancak bir harcama yukarıda belirtilen bütün şartları taşısa
dahi indirim konusu yapılabilmesinde iki hususun daha gözönüne alınması
gerekmektedir. Bunlardan birincisi Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen geçerli bir vesika ile
tevsiki diğeri ise indirim konusu yapılacağı dönemin
gideri olması gerekliliğidir. Bu son
husus kısaca dönemsellik ilkesi olarak adlandırılmaktadır.
Ayrıca bu nokta da belirtmek gerekir ki kanun düzenleyici
yine bazı küçük harcamaların gider yazılmasında ve götürü gider uygulamalarında
belge tevsikini aramamaktadır.
Akaryakıt giderlerinin işle orantılı olması halinde indirim konusu yapılması mümkündür.
İstemin Özeti; 1991 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu gider olarak kaydettiği akaryakıt faturalarının yapılan işle orantılı olmadığı saptanan davacı adına vergi inceleme raporunda bulunan matrah farkı üzerinden re’sen kurumlar vergisi salınıp, kaçakçılık cezası kesilmiştir.
Ankara
6. Vergi Mahkemesi 21.4.1994 günlü ve E:1993/1141,K:1994/890 Sayılı kararıyla;
inceleme elemanınca yakıt sarfiyatı hesabında yalnızca kazı ve nakliye
makineleri için harcanan miktarın dikkate alındığı, dekapaj işinde çalışan
yardımcı iş makinelerinin da dikkate alınması halinde motorin sarfiyatı farkı
kalmayacağı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir. Vergi
Dairesi Müdürlüğü, vergi inceleme raporuna istinaden yapılan tarhiyatın yerinde
olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
Temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı
gerçekler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda
görülmemiştir.
Bu
nedenle, temyiz isteminin reddine oybirliğiyle karar verildi.” (Danıştay 4. Daire 16.11.1995 Tarih ve Esas
No: 1994/4091, Karar No: 1995/4712)