"Bağımsız Denetçi" Bir Yalnız İnsan!

17 May 2020
19 Görüntüleme

“Bağımsız Denetçi” Bir Yalnız İnsan!

SMMM / Audit Partner Özkan Cengiz

Ülkemiz sınırları içerisinde kurulan ve faaliyet gösteren şirketlerin finansal tabloları son on yılda ciddi bir değişimden geçiyor. Bu değişimin finansal raporlar üzerinde yarattığı yenilemeyi, şirketlerimizin varlık ve yükümlülüklerinin kayda geçmesi anlamındaki değişim ve dönüşümü görmemek gerçekten haksızlık olur.

Bu dönüşüm sürecindeki şu andaki lokomotif kuşkusuz bağımsız denetçiler, aşağıda biraz daha detay vereceğim üzere bir sürü rolü ve görevi üstlenip bu işin lokomotifliğini yapıyorlar. Burada tabi ki son dönemde lokomotifin katarı doğru rotaya ve doğru şekilde çekmesinde büyük etkisi olan sinyalizasyon görevini yerine getiren Kamu Gözetim Kurumu’nun çalışmalarını da göz ardı etmemek gerekir.

Artık hepimizin kabul ettiği üzere Şirketlerin finansal tabloları uzun yıllar muhasebenin temel prensibine aykırı olarak şirketin gerçek ticari faaliyetini, ticari durumunu göstermekten uzak bir yapı içerisindeydi. Seksenli yılların sonu ile başlayan dönüşüm 2003 yılında itibaren sermaye piyasalarında başlayan düzenlemeler ve en nihayetinde Türk Ticaret Kanunu ile finansal raporların ülkemizde yapılan ticari faaliyetin sonuçlarını göstermesi ile ilgili önemli yol aldı.

Bugün birinci on yılı tamamlamaya yüz tutan şu günlerde nereden nereye geldiğimizi gözlemlemek, ve uzun yıllardır tüm unvan ve görevlerden önce “muhasebeci” kimliğiyle hayatını geçiren bir meslek mensubu olarak beklediğimden iyi noktada olduğumuzu söyleyebilirim.

Sistematik içerisinde başta da dediğim gibi Bağımsız Denetçi birçok konuda sorumluluğu üstlenmiş durumda, Kamu Gözetim Kurumu da bağımsız denetçinin bu konumunu iyi gözlemleyerek yaptığı düzenlemeler ve denetimler ile sorumluluğun doğru yönde kullanılmasına çaba gösteriyor.

Denetimler ve denetimler sonucu belki de ülke tarihimizde görülmeyen yoğunlukta yapılan yaptırımlar, bunun yanında BOBİ FRS düzenlemeleri, Denetimi üstlenen Denetçi hakkındaki düzenlemeler, Konkordato konusundaki Kurulun net tavrı ile Denetim yetkisine sahip kişi ve kurumlar her gün yapılandırılıyor.

Bu düzenlemeler dönem dönem hepimizin canını yaksa da dönem dönem hepimizin işini zorlaştırsa da ortaya çıkardığı sonuçlar açısından uzun dönemde hepimizin yararına olduğunu savunanlardanım. Çünkü mesleğimizin diğer alanlardaki denetimsizlik ve başı boşluğun mesleğe ne kadar zarar verdiğini çok net gözlemleyebiliyoruz.

Bu uzun girizgahtan sonra bu makale ile söylemek istediğimiz noktaya gelir isek olaya hemen hemen her gün yaşadığımız örnek olaylarla giriş yapmak istiyorum. Aşağıda yer alan soruların biri veya birkaçı her gün değilse de en kötü bir gün arayla bağımsız denetçilere soruluyor;

1)     Bağımsız Denetçi seçmezsek ne olur?

2)     Bağımsız Denetçi seçtik ama rapor yazdırmasak ne olur?

3)     Genel Kurul acildi raporu bekleyemedik. VUK tablolar ile yaptık geçtik ne olur?

4)     Kar dağıtımını hangi tabloya göre yapacağız?

5)     Birleşme ve Bölünme işlemlerinde Bağımsız Denetim gerekir mi?

6)     Öz kaynaklarımız içinde çeşitli sebeplerle oluşmuş fonları sermayeye ilave edebilir miyiz?

Daha buraya bu sorulara benzer veya daha teknik veya daha saçma onlarca soru yazabilirim. Esasında bu soruların cevapları o kadar basit ki  tek cümle ile cevap verilebilir.

“Türk Ticaret Kanunu’na göre denetlenmesi gerekirken denetlenmemiş finansal raporlar yok hükmündedir”

Cevabı detaylandıralım yok hükmünde ne demek mali tablo yok demek;

olmayan mali tablo ile genel kurul yapıp ibra olamazsınız,

olmayan mali tablo ile kar dağıtımı yapamazsınız,

olmayan mali tablo ile birleşemez, bölünemezsiniz,

olmayan mali tablodaki veya denetlenmiş mali tabloda gözükmeyen öz kaynakları sermayeye ilave edemezsiniz.

Şimdi bir adım öteye atıp daha trajik tespitimizi yapalım. Yukarıda saydığımız tüm işlemlerin devlet nezdinde kabul gördüğü kayda alındığı yer ticaret sicil müdürlüğüdür. Ticaret sicil müdürlüğü bu işlemlerin tamamını kanuna aykırı bir şekilde tescil etmektedir.

Bu kanunsuz tesciller nedeniyle bağımsız denetçiler; denetlediği şirketler karşısında olan bir şeyi olmuyor gibi göstererek para kazanmaya çalışan kişi veya kurum konumunda kalmakta, yapılan işlemlerin finansal raporlar üzerinde yarattığı sorunlar ile uğraşmakta, yazımızın başında anlattığımız büyük değişim ve dönüşüm sürecine şirket ortaklarını ve şirket yöneticilerini dahil etme konusunda çaresiz kalmaktadır.

Sonuç itibariyle yaşanan süreçte Bağımsız Denetçi kendi alanındaki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu ve Kamu Gözetim Kurulu’nun kendisinden beklentileri için çıkarmış olduğu düzenlemeler ve bunlara bağlı olan yaptırımlarla uğraşmakta, buna paralel kendi iç gelişimi ve yapılandırmasını sağlamaya çalışmakta, finansal tablolara hakkında karar verenlerin doğru finansal tablolara ulaşması için kendisine verilen rollerden fazlasını yerine getirmeye çalışmakta, şirket ortak ve yöneticilerini doğruya yönlendirmeye yaptığı işlemin kanuna aykırı olduğuna inandırmaya çalışmakta ve bütün bunları kamu otoritesi ve en azından bir kısım Avukat unvanına sahip kişilerin etkisizliğine rağmen yapmaya çalışmaktadır.

Sonuç olarak bağımsız denetçiler olarak, bu sürecin verdiği sorumlulukların ve bu süreç sonunda da hem kişisel olarak hem de mesleki olarak sağlanacak faydaların farkındayız. Tüm çabalar ve çalışmalar bunun için mesleki anlamda ortaya çıkan bu işkolunun doğru konumlanması hem hizmeti alan hem hizmeti veren için doğru sonuçlar vermesi en büyük amacımız ancak bu mücadele de bu kadar yalnız bırakılmayı da hak etmiyoruz.

Çözüm bekleyen konular hızla çözülmesi gerekiyor. Naçizane kendi görüşümüze göre sıralarsak;

1)     Muhasebe alt yapısı hızla dönüşüm sağlamak zorunda, bir an önce muhasebe işlemleri doğru yörüngesine yerleşmek zorundadır. Bu konuda KGK’nın yayınlamaya çalıştığı KÜMİ önemli bir hamle olacaktır. Ancak KÜMİ’yi yayınlamak BOBİ FRS’yi veya TFRS’yi yayınlamaya benzemez bunun alt yapısı geçiş süreci meslek odaları ile net bir şekilde organize edilerek yayınlanması gerekir. Ancak o şekilde ana amacına ulaşabilir. Aksi takdirde bir dönüşüme değil kaosa yol açacaktır.

 

2)     Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı artık bu dönüşümdeki rolünü kabul etmeli ve üstüne düşen görevleri yapmaya başlamalıdır. Şirket sahiplerini, şirket ortaklarını, şirket yöneticilerini bilgilendirmeli sürece dahil etmeli, ticaret sicil müdürlüklerinin kanunsuz iş yapmalarının önüne geçmeli, finansal raporların yayımı, değerlendirmesi anlamında sorumluluk almalıdır. Sadece denetçi seçimini zorunlu kılan engellemeyi yapıp kenarı çekilip tüm işi KGK ve bağımsız denetçilerin üstüne bırakmaktan vaz geçmelidir.

 

3)     Meslek odamız, meslek birliğimiz, tüm üyelerini denetçi yapmayı hedeflemektense, tüm üyelerini muhasebeci yapmayı hedeflemelidir. Vergiciliğin aynı bağımsız denetçilik gibi bir meslek alt dalımız olduğu ama bizim ana mesleğimizin muhasebecilik olduğunun farkına varmalı ve altını kalın çizgilerle çizip herkesin fark etmesini sağlamalıdır.

 

4)     Düzenleyici Kurumlar finansal raporların en doğru şekilde hazırlanması ve yayınlanması için sadece denetçiler için değil finansal raporlara etkisi olan muhasebeci, yönetici, değerlemeci, hukukçu vb diğer kişi ve kurumlar açısından da düzenleme ve denetleme görevlerini yerine getirmelidir.

 Ticari hayatımız ve bu ticari hayatın göstergesi olan finansal raporlarımız kaçınılmaz bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu değişim sürecinde uluslararası düzenlemeler ve uygulamalarda her kesimin rolü bellidir. Tüm rolleri bir kişide toplamak, tüm rolleri tek başına oynamasını istemek sonra da rolünü doğru oynayamamışın deyip cezalandırma yapmak doğru değildir.

Şu bilinmelidir ki bağımsız denetçilerden sadece bağımsız denetim yapmaları beklendiği gün bağımsız denetimin kalitesi de, finansal raporların kalitesi de, buna bağlı olarak ta Şirketlerimizin finansal ve faaliyet yapılarının kalitesi de en ideal seviyeye gelecektir.

0.0
Son Güncelleme Tarihi: Pazar 17 Mayıs 2020 21:04