Tarım'ın önemini gerçekten anladık mı?..

20 Nis 2020
68 Görüntüleme

Tarım’ın önemini gerçekten anladık mı?.. 

Prof. Dr. Emre Alkin

Hafta sonu yaptığım canlı yayınların sayısını unuttum gerçekten. Instagram ve diğer mecralarda sadece uzmanları değil Türkiye’nin ve Dünyanın her yerinde dostları ağırladım. Herkesi  altını çizdiği ve sorduğu tek bir konu vardı: Tarım

Ülkemizin dünyanın en önemli tarım ülkelerinden biri olması yanında tarımı oldukça kötü yönetmesi bir başka gerçek. Dünyada tarım fiyatları düşerken Türkiye‘de sürekli artar, dünyanın her yerinde devletler tarımı ve tarımsal malların piyasasını regüle etmeye çalışır. Bizde ise maalesef tarım sektörü ufak tefek müdahaleler haricinde kendi haline bırakılmış durumdadır.

Maalesef iktisat kitaplarında tarım çok fazla işlenen bir konu değildir. İktisat biliminin serpilişi, Sanayi Devriminin erken dönemlerine rastladığı için, kendini tarımdan azade tutmaya özen göstermiş gibi bir hali vardır.

Atatürk, “köylü milletin efendisidir“ diyerek konunun ne kadar hayati olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, 1950’lerden sonra tarım sektörünün, Türkiye’nin diğer sektörlerinde olduğu gibi ölçek sorunu yaşadığı aşikardır. Bunları Yalın Alpay ile beraber yazdığımız “Olaylarla Türkiye Ekonomisi” kitabında ayrıntılarıyla ele almıştık. Dolayısı ile uzun uzadıya üzerinde durmaya niyetim yok. Konuştukça üzülüyorum zaten. Şimdi biz bugünkü meseleye bakalım.

“Tarımsal mallarda fiyatlar artmaya başladı...”

Şu ana kadar emtia piyasalarında tarımsal mallarla alakalı herhangi bir sorun yaşamadan ilerliyorduk. Ancak bazı ülkeler ihracat yasağı ve stok yapmaya başlayınca işler değişti. Küresel tedarik zincirleri de olumsuz etkilenince temel gıda fiyatları dünyanın bazı bölgelerinde aşırı artış göstermeye başladı.

Mesela pirinç ve buğday fiyatları vadeli ve spot piyasalarda sert artış gösterdi. İnsanların kalori ihtiyaçlarının üçte birini bu ürünlerden sağladığı bilinince, vaziyet daha net anlaşılıyor. Petrol zengini Nijerya'da pirincin perakende fiyatı yalnızca Mart'ın son dört gününde yüzde 30 yükselmiş. Petrol gelirleri düşerken, temel gıdalarda fiyatların artması ciddi bir durum.

Ancak fiyatların bir anda neden yükseldiğine kimse cevap veremiyor. Dünyada gıda sıkıntısı yaşanmayacağı öngörülmesine karşın, doğru zamanda, doğru miktarda ve doğru fiyatta lojistiğinin sağlanıp sağlanamayacağı bir muamma. Belki de bu durum fiyatları yukarı çekiyor. Herkes tedarik konusunda endişelenmeye başladı.

Fiyat tavanları koymak karaborsa etkisi yaratabilir. Diğer taraftan başı boş bırakmak da doğru değil. Hükümetleri önümüzdeki süreçte zorlu günler bekliyor desem yanlış olmaz.

Türkiye'ye dönersek: Gıda Perakendecilerine  bir anket yapılmış. Burada Türkiye’nin en büyük perakendecisinin net kar oranının %3 olduğunu görüyoruz. O halde fiyat artışları daha çok tedarikçi kaynaklı oluyor diyebiliriz.

Ankete göre %13,57 ile en büyük artış dana sote ve bunu takiben diğer kırmızı et grubu ürünlerin fiyatında yaşanıyor. “Bunun sebebi et ithalatının durdurulmasından sonra üreticilerin kademeli olarak fiyatları yukarı çekmesi olabilir” demiş anketi yorumlayanlar. Tavuk ürünleri için de aynı sürecin yaşandığının görülüyor.

Anketin sonundaki değerlendirmede, Türkiye’nin ithal etmek zorunda olduğu ürün gruplarında sert fiyat artışlarının yaşanabileceği vurgulanıyor. İnsanların bakliyat alırken, indirim marketlerindeki ithal ürünleri daha çok tercih ettiğini de altı çizilen bir gelişme olmuş.

Bu arada ankete katılan perakendeciler 2,5-3 aylık pirinç ve bakliyatın Türkiye’deki evlerde stok olarak durduğunu söylemişler. Anketi yapan kurum, stoklama eğiliminin marketlerde de olduğunu belirtmiş. Bu hem iyi hem de kötü haber.

İyi haber, çünkü elde daha 6 aylık stok var. Kötü haber, çünkü ucuza stoklanmış ürünler vatandaşa pahalıya satılacak. Bu durumun yaşanmaması için etkin denetimlerin yapılması gerekiyor diye düşünüyorum.

0.0
Son Güncelleme Tarihi: Cumartesi 16 Mayıs 2020 23:46