Yoksullukla nasıl mücadele edilecek?
Erdoğan Alkin
Prof.Dr.
bilgi@muhasebevergi.com
(09.06.2011)

Tüm Makaleleri

Yüzyıllardır tüm dünya ülkelerinin en büyük sorunlarından biri olan yoksulluk, son krizle birlikte tüm ülkelerde ciddi artışlar gösterdi. Gelişmiş ülkelerin en önemli gündem maddesi olan yoksulluk konusunda, gelişmekte olan ülkelerin sıkıntıları çok daha ciddi boyutlarda... Peki, Türkiye’de uygulanan politikalar ne kadar doğru?
 
Bizden çok daha zengin ve gelir dağılımı hayli düzgün ülkelerde son kriz işsizlikle birlikte yoksulluk sorununu yeniden gündemin başına getirdi. Çünkü ‘iş ve aş’ halkı en fazla ilgilendiren konu. Gelişmiş, zengin ülkelerde zaten mevcut olan evsiz-barksız yoksul insanların sayısı kriz dolayısıyla daha da arttı. Bunun olumsuz toplumsal ve siyasal etkilerinin bilincinde olan politikacılar güç durumda. O kadar zengin olmayan ülkelerde doğal olarak sorun çok daha ciddi...
 
Mesela Türkiye’de yoksulluğun son yıllarda nasıl değiştiğini gösteren istatistikler şimdilik çok kesin değil. Sadece enflasyona göre gelirini ayarlamayan ailelerin güç durumda oldukları söylenebilir. Ancak bunların da toplam nüfus içindeki ağırlığı hakkında bilgiler yeni yeni açıklanıyor. Fakat yoksulluğun nerelerde olduğunu pek bilemiyoruz...
 
Yoksulluğun teşhisini koymak önemli
 
Oysa yoksullukla mücadele için önce bu yoksulluğun derecesini ve nereden kaynaklandığını tespit etmek gerek. Yalnızca ücret ve maaşların enflasyona ayak uyduramadığını, tarım kesiminin milli gelirden aldığı payın giderek küçüldüğünü söyleyerek yoksulluğa doğru teşhis konulamaz. Bir kere tarım için verilen rakamlar, kırsal kesimde çalışanların milli gelirden aldığı payı değil, bu kesimin toplam hasılaya oran olarak katkısını gösteriyor. İkisi birbirinden çok farklı şeyler; arada bağlantı kurabilmek için daha birçok ayrıntılı bilgiye ihtiyaç var.
 
Öte yandan çeşitli kuruluşlar, yoksulluk sınırı hakkında öyle farklı rakamlar yayımlıyorlar ki, hangisinin doğru olduğuna karar vermek kolay değil. Ücret ve maaşların enflasyonun gerisinde kaldığı muhakkak. Ancak sırf bu bilgiye dayanarak gelir dağılımı ve yoksulluk hakkında kesin bir yargı yürütülemez.
 
Gelirin aileler arası dağılımında büyük adaletsizlikler olabiliyor
 
Çünkü sosyal sınıfların kesin çizgilerle birbirinden ayrılmadığı toplumlarda, gelirin emek ve sermaye arasındaki paylaşım bozukluğu ile aileler arasındaki dağılım adaletsizliği genellikle üst üste çakışmaz. Hal böyle ise, gelirin aileler arasındaki dağılımında, emek ile sermaye arasında bölünüşünden çok daha büyük adaletsizlikler olabilir. Aksi gibi kentlerde yaşayan emekçiler dışındaki ailelerin gelir durumu hiç bilinmiyor. Denebilir ki, bu ailelerin durumu emekçilerinkinden de kötü olacak değil ya. Ne malum? Aralarında esnaf, sanatkar, seyyar satıcı, işportacı, pazarcı aileleri de var. Bunlardan bazılarının durumu emekçilerden daha iyi olabilir ama bu ailelerin de sayısı bilinmiyor. Ayrıca sigortalı-sendikalı işçiler dışındaki emekçilerin sayısı hakkında da herhangi bir bilgi yok. Şehirlerde sigortasız-kayıtsız düşük ücretlerle çalışanların sayısı büyük rakamlara ulaşmış olabilir.
 
Üstelik kentlerde kalabalık bir açık işsiz kitlesi var. Sadece ücret ve maaşlara enflasyonun üstünde zam yaparak bunların durumu nasıl düzeltilecek? Tarım kesiminde sigortasız-sendikasız çalışan emekçilerin durumu ne olacak? Ayrıca, asıl yoksulluğun büyük şehirlerin varoşlarında değil, kırsal kesimde olduğu iddiaları da var. Çünkü o varoşlarda gelir ve servet dağılımı genellikle üst üste çakışmıyor. Mesela şehir içinde maaşı dolgun ama yüksek kira ödeyen bir aile reisi ile varoşlarda asgari ücretle çalışan fakat (gecekondu da dense) belli bir değeri olan bir evde oturan kişi arasında nasıl yoksulluk mukayesesi yapabilirsiniz?
 
 
Konuya ilişkin çözümlerin gecikmesi toplumsal barışı etkiler
 
Anlaşılıyor ki işin kolayına kaçıp gelişigüzel bir ücret-maaş politikasıyla gelirin ne aileler arasındaki dağılışını, ne de emekle sermaye arasındaki bölünüşünü düzeltmek mümkün. Üstelik işsizleri ve sigortasız-sendikasız emekçileri, tarım kesiminde çalışan ve yaşayanları daha da kötü duruma sokma ihtimali var.
 
Peki, çözüm nedir? Bazı zengin ülkelerde denendiği gibi makro ekonomik politikalarla değil de yoksul ailelere tek tek ulaşarak mı bu sorun daha iyi çözülebilir? Bu uygulamanın kötüye kullanılmaması için ne gibi önlemler gerekebilir? Şu ara bütün bu sorulara yanıt aranmakta... Ancak yanıtların ve yoksulluğu ortadan kaldıracak önlemlerin fazla gecikmemesi gerekiyor. Aksi takdirde toplumsal barışı tesis etmek mümkün olmaz.
 
 

     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.