Ekonomik Krizler ve Demokrasi
Kaan Korkmaz
E.Hesap Uzmanı/YMM
info@hsyaudit.com
(10.11.2011)

Tüm Makaleleri

Yunanistan ve son olarak da İtalya’yı borçlarını ödeyemez hale getiren Finansal krize çözüm bulma çabaları, son derece ilginç “siyasi” sonuçlar da yaratmaktadır. Dünya ve alacaklı ülkelerin gündemi öncelikle “finansal sonuçlar” olduğundan, krizin siyasi sonuçları henüz yeterince tartışılamamakla birlikte, kanımca siyaset bilimcilerin üzerinde ciddi araştırmalar yapması gereken olaylara tanıklık etmekteyiz.
Bilindiği üzere Yunanistan Parlamentosu kriz yönetimini daha iyi yapabilmek ve pratikte “halktan bağımsız” karar alabilecek yetenekte bir yönetim oluşturmak için “teknokratlar hükümeti” olarak adlandırılan bir hükümeti iş başına getirmeyi kabul etmiştir. Aynı yöntemin İtalya için de benimsenmesi ciddi şekilde tartışılmaktadır (10 Kasım 2010 Financial Times). Ülkemizde de 2001 krizinde benzer yöntemi yurt dışından gelen bir teknokrat olan Sn. Kemal Derviş’e geniş yetkiler tanıyarak uygulamıştık. Ağır ekonomik kriz ortamında, “ileride halktan sandıkta oy isteme” derdi olmayan bir ekibin, normal bir parlamentodan kolay kolay geçmeyecek önerileri çok hızlı bir şekilde geçmişti. Getirilen düzenlemelerin çok önemli bir bölümü ise halkın seçtiği temsilcilerin (milletvekillerinin) kamusal kaynaklara ve yetkilere erişimini kısıtlayan nitelikteydi (düzenleyici kurullar ve bu kurulların çalışma esasları). Her ne kadar son dönemde bir geriye dönüş havası oluşsa da 2008 yılında başlayan global krizden göreli olarak daha az etkilenmemiz, pek çok ilgili tarafından bu kurulların getirdiği düzenlemelere uyulmuş olması ile açıklanmaktadır.
Türkiye’nin yaşadığı bu deneyimin tarihsel olarak “demokrasinin beşiği” olarak görülen Yunanistan ve “Roma” için de bir kurtuluş reçetesi olarak görülmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir ironidir. Halkın kendisini yönetmesi için seçtiği “vekillerin” bu işi başaramadığı zaman “siz bizi seçtiniz ama biz bu işi daha iyi yapacak birilerini tanıyoruz ve vekaleti de onlara veriyoruz” demesi demokrasinin ilkeleriyle ne derece bağdaşmaktadır? Krize giren her ülkenin, çıkış yolu bulamadığı zaman “halkın direkt olarak seçmediği teknokratlar hükümeti” formülüne sarılması demokrasinin halkların yönetiminde “ikinci en iyi yöntem” olduğunu mu göstermektedir? Her ortamda demokrasiyi savunan ve yücelten batı dünyasının, alacakların tahsilatı tehlikeye girdiğinde “kısa bir süreliğine de olsa” demokratik yollarla seçilmemiş yönetimler önermesini nasıl yorumlamak gerekir? Yoksa demokrasi sadece kendi kendine yeten ve ekonomik krizlere karşı aşılı toplumlara özgü bir yönetim tarzı mıdır?
Yukarıdaki sorular ve yanıtları konunun uzmanlarınca elbette tartışılacaktır. Ortalama bir vatandaş olarak benim görüşüm, bu sorunların demokrasiyi uygulama biçiminden kaynaklandığıdır. Modern dünyada seçimlerimizi siyasi parti temsilcilerinin “genel kabul gören ülke sorunları” hakkındaki söylemlerine bakarak yapmaktayız. Hemen hemen hiçbir zaman bu temsilcilerle yüz yüze görüşme şansımız olmamakta, yazılı ve görsel medyadan izlediğimiz kadarıyla kararlarımızı oluşturmaktayız. Genel kabul gören ülke sorunları dediğimiz şeyin oluşumu ise yine tamamen bizim dışımızda “genel kabul gören yazılı ve görsel medya” tarafından belirlenmektedir. Milyonlarca seçmenin tüm sorunlar ve çözümleri konusunda uzlaşarak belli bir partiye veya kişiye yönlenmesi mümkün olmadığına göre, bu yöntemden daha kullanışlı bir alternatif şimdilik görünmemektedir. Bu durumda,  halkın doğru yöneticileri ve çözümleri tespit edebilmesinin en önemli aracı “ genel kabul görmüş ülke sorunlarının” doğru tespit edilmiş olmasıdır. 2001 krizinden önceki seçimlerde Türkiye’nin ana gündemi terör, başörtüsü ve enflasyon sorunuydu. Bu sorunlardan en çok öne çıkanları ise, belki enflasyonu kanıksadığımızdan,  başörtüsü ve terör olmuştu. Halk kendisine sunulan bu iki sorun karşısında siyasi partilerin söylemlerine bakarak oylarını kullanmıştı. Oysa seçimlerden sonra darbeyi terör ve başörtüsünden değil, çürümüş bankacılık sistemi ve bu sistemin yol açtığı sorunları çözmemizi engelleyen yetersiz sermaye birikimi (veya cari açık) sorunundan yedik. Yunanistan ve İtalya örneğinde de son seçimler öncesi işsizlik, yetersiz büyüme vb ekonomik sorunlar tartışılmakla birlikte, asıl sorun olduğu şimdi ortaya çıkan “kamu borçlarının geri ödenmesi veya sürdürülebilirliğinin” açıkça tartışıldığına şahit olmadık. Belki de seçim sürecinde asıl tartışmaları gereken şey “yetersiz büyüme” değil, “kontrollü bir küçülmenin” nasıl sağlanacağı ve  “bu süreçte doğacak maliyetin toplum kesimleri tarafından nasıl paylaşılacağı” idi. Tabii buradaki tespitler “testi kırıldıktan sonra” yapılan tespitler olup, kriz öncesi bu sorunların gerçek tehlikeler olduğunun nasıl tespit edileceği ve medyanın bunları nasıl öne çıkaracağı çözülmesi gereken ciddi bir sorundur. Burada da iki önemli unsur akla gelmektedir. Öncelikle Medyanın en azından %50’sinin siyasi iktidarların doğrudan ve dolaylı etkisi dışında olabilmesi (ki bu ancak Medya sahiplerinin başka işler yapmaması ile sağlanabilir) ve kamuya ait istatistiklerin açık ve anlaşılır şekilde erişilebilir olması gerekmektedir. Bu iki unsur sağlanabilirse, toplumun acil ve öncelikli gündeminin siyasetin günlük çekişmelerinden ve siyasetin vesayetinden bağımsız olarak toplumun önüne konulması bugünkünden daha fazla mümkün olabilecektir. Toplumun geniş kesimleri acil ve öncelikli sorunları konusunda bir genel anlayış birliğine sahip olursa, siyaset de bu sorunlara zorunlu olarak ilgi duyacak ve belki de kriz esnasında ortaya çıkan “mucize teknokratlar” seçimle iş başına gelme şansı bulabileceklerdir.
Sonuç olarak, demokrasinin sadece “iyi zamanların rejimi” olmaması için, demokrasiyi sadece sandığa giderek oy verme ve yöneticileri seçme rejimi olarak görmemek, demokrasinin işlemesi için gerekli olan diğer değişkenlere de en az “serbest seçimler” kadar önem vermek gerektiği ortaya çıkmaktadır. Aksi halde sanal sorunlara çözümler sunan “iyi zamanların yöneticilerini” seçip, kötü zamanlarda çareyi demokrasi dışında aramak zorunda kalabiliriz.   

     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.